- Hoşgeldiniz - Sitemizde 7 Kategoride 103 İçerik Bulunuyor.

Birliğimizden Haberler

Yemdeki küf süte geçer mi?

10 Ağustos 2017 - 219 kez okunmuş
Ana Sayfa » Köşe Yazıları » Yemdeki küf süte geçer mi?
Yemdeki küf süte geçer mi?

Gökhan Korkut – Çamlı Yem A.Ş. – Yem İşleri Ünitesi Direktörü
Son zamanlarda dikkat edilmesi oldukça önemli bir konu olan gıdalardaki aflatoksin miktarı hakkında sizlere kısa ve öz bilgi vermek istiyorum.
“29.12.2011 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Bulaşanlar Yönetmeliği kapsamında; çiğ süt, ısıl işlem görmüş süt ve süt bazlı ürünlerin üretiminde kullanılan süt için maksimum Aflatoksin M1 limiti 0,050 µg/kg olarak belirlenmiştir.”
Aflatoksin küflerin sebep olduğu zehirli maddelerden sadece biridir. Küf ve mantarlardan kaynaklanan zehirli maddelere genel olarak mikotoksin adı verilir.
Aflatoksin M1; yemin ya da yem hammaddesinin aşırı küflenmesi sonucu oluşan Aflatoksin B1 toksinini içeren yemleri tüketen hayvanların sütüne geçen bir toksindir. Yem ile vücuda giren Aflatoksin B1’in bir kısmı ineklerin karaciğerinde aflatoksin M1’e dönüşür ve süt bezleri ile süte salgılanırlar ve bunun sonucunda bu sütlerden elde edilecek diğer süt ürünlerinin de aflatoksin M1 ile kontaminasyonu söz konusu olabilir. Aflatoksinin süt ve süt ürünlerinde aranmasının en önemli nedeni bu toksinlerin insan sağlığı üzerine olan olumsuz etkileridir.
Aflatoksinler kanserojen, mutajenik (genetik yapıda mutasyon meydana getiren) ve ana karnında gelişim bozukluğuna sebep olmalarının yanı sıra ısı uygulamalarına karşı dirençli olmaları, insan ve hayvanlarda tehlikeler yaratmaları nedeniyle önem taşırlar.
Aflatoksinler, alınma miktarına ve sürecine bağlı olarak insanlarda ve hayvanlarda akut ve kronik tipte zehirlenmelere neden olabilirler. Akut zehirlenmelerde genellikle sarılık, anoreksi (yemek yiyeme rahatsızlığı), hemolitik anemi ve ishal görülür. Düşük düzeylerde aflatoksinin uzun süre alımı sonucunda karaciger kanseri, kronik sarılık ve siroz riski artmaktadır.
Ancak burada esas riskin açık olarak satılan sokak sütlerinde olduğu göz ardı edilmemelidir, çünkü bu tip sütlerde ne yem güvenliği, ne soğuk zincir, ne de kimyasal bulaşmalar kontrol altında değildir.
Aflatoksinler silajlarda, başta mısır olmak üzere, arpa, yulaf ve buğday gibi tane yem hammaddelerinde oluşabilir. İneklere yedikleri yemlerle geçer. Aflatoksinlerin, yani küf ve mantarlardan kaynaklanan zehirli maddelerin hayvanlar üzerinde büyük zararları vardır.
Yemlerde küflenme bütün çiftlik hayvanlarında problemlere sebep olur. Sizlere sadece geviş getirenler ile ilgili sorunlardan söz edeceğim.
Mikotoksinlerin oluşturabileceği sorunlara göz atacak olursak; iştahsızlık, süt miktarında azalma, gelişme geriliği, yemden yararlanmada azalma, zayıflama, ishal, kanlı ishal, döl tutma güçlükleri, anormal kızgınlık döngüleri, tüylerde kabalaşma, kabarma ve bozulma, durgunluk, rektum prolapsusu, kızgınlık, bağışıklık sistemi bozuklukları gibi hastalıklarla bizleri karşı karşıya bırakırlar.
Özellikle bağışıklık sisteminde meydana gelen bozukluklar beraberinde başka sorunları da ortaya çıkartırlar.
Bahsettiğimiz rahatsızlıklar dışında erken embriyonik ölüm, sonun atılamaması, gebe ineklerin kızgınlık benzeri belirtiler göstermesi, ketosis, şirdenin yer değiştirmesi, metritis, mastitis, yağlı karaciğer hastalığı gibi olayların arkasında yatan etkenler arasında mikotoksinleri de düşünmek gerekebilir.
Mikotoksinler besinlerin emilimini de aksatırlar. Uzun süreli küflü ve bozuk yem alan hayvanlarda kandaki vitamin A seviyesi düşer, kör veya ölü buzağı doğumları ile karşılaşılır. Yemler içerisinde küf ve mantarların hızlı üremesi sonucu yemlerde ısınma, dolayısıyla yemin enerji değerinde ve A, D, E, K vitaminlerinde azalma söz konusu olur.
Mikotoksinler sıcak ve nemli ortamlarda çok severler. İşkembedeki yararlı, sindirimi sağlayan mikroorganizmalara da zarar verirler. Gebe hayvanlar, gençler ve büyümekte olanlar erginlere oranla daha çok etkilenirler. En büyük ve en öncelikli zarar ise karaciğerde görülür. Vücudun arınma, bağışıklık ve hormonal mekanizmaları karaciğer bozulmasıyla birlikte fonksiyonlarını yitirirler.
1 litre süt sentezi için memeden 600 litre civarı kan dolaşımı sağlanması gerektiğini düşünürsek, filtre görevi yapan karaciğerden geçen bu kanın her seferinde aflatoksini memeye taşıması kaçınılmaz bir hal alıyor.
Aflatoksinlerden korunmak için; silaj yaparken silaj çukurlarını hızla doldurulması, uygun kapatılması, oksijensiz ortamın en kısa sürede sağlanması gerekmektedir.
Silajın açıldıktan sonra kullanım şeklide çok önemlidir. Silaj dikine, düz şekilde kesilmeli ve üstü tekrar örtülmelidir.
İşletme içerisinde tane ve kaba yemlerin stok ve saklanma koşulları Aflatoksin oluşması için uygun şartları sağlayabilir. Balyalarımızı yağmur almayacak şekilde altlarına palet koyarak istif etmemiz, tane yemlerimizi ise imkan var ise kurutmamız yok ise kızışma yapmayacak şekilde serin ve kuru bir yerde depolamamız gerekmektedir.
Küflü olan noktalarda temizleme işlemi yapılırken sadece küflü alan değil etrafındaki en az 20 santimlik alanda beraberinde atılmalıdır. Şayet hayvanlarımızın vücutlarında Aflatoksin söz konusu ise beslememize dikkat ederek ve toksin bağlayıcılar kullanarak hayvanlarımıza bakmamız gerekmektedir.
Tüm üreticilerimize aflatoksinden korunmak için yem materyallerinin stoklanması ve saklanmasına dikkat ederek, besleme öncesinde gerekli kontrol ve müdahaleyi yapmasını tavsiye ediyorum.
2017 yılının tüm üreticilerimiz için bol bereketli ve kazançlı olmasını diliyorum.

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

İlgili Terimler :